Ana sayfa Kimya YEŞİL KİMYA

YEŞİL KİMYA

Çevreye, ekolojik dengeye duyarlı, daha güvenilir ve sürdürülebilir kimyasal süreçlerin, sentezlerin ve ürünlerin tasarlanmasında en iyi alternatiflere ulaştıran Yeşil Kimya'yı hep birlikte inceleyelim...

46
0
PAYLAŞ

Son yıllarda hızla gelişen teknoloji ile birlikte insan sağlığını tehdit eden ve çevreyi olumsuz etkileyen etmenlerin artması, doğal kaynakların azalması, ozon tabakasının incelmesi, küresel ısınma gibi olumsuz durumların kaynağında yok edilmesi için ‘yeşil kimya’ anlayışı ortaya çıkmıştır. Yeşil kimya; kimyasal ürün ve süreçlerin tasarımında, geliştirilmesinde ve uygulanmasında, tehlikeli maddelerin kullanımını en aza indirmeyi veya yok etmeyi amaçlar. Daha temiz kimyasal tekniklerin ve yöntemlerin kullanımı ile kullanım esnasında hammadde, ürün, yan ürün, çözücü, belirteç gibi maddelerin oluşturduğu zararlar azaltılabilir ya da yok edilebilir. Yeşil kimya, çevresel riskleri en aza indirmeyi amaçlayan kirliliğin önlenmesinde kullanılabilecek en önemli araçtır.

green chemistry ile ilgili görsel sonucu

1990 yılında ABD’de Kirliliği Önleme Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle ilk kez kirliliğe neden olan atıkların oluşumunun önlenmesine odaklanılmış ve 1991’de EPA (ABD Çevre Koruma Ajansı) içinde Kirliliği ve Zararlı Atıkları Önleme Ofisi kurulmuştur. 1996’da, IUPAC, Yeşil Kimya Çalışma Grubu’nun oluşumunu ve çalışmaların başlamasını desteklemiştir. 1997’de IUPAC sponsorluğunda “I. Uluslararası Yeşil Kimya Konferansı” gerçekleştirilmiştir. Aynı yıl, “Yeşil Kimya Enstitüsü” kurulmuştur. 1998’de Paul T.Anastas ve John C. Warner yeşil kimyanın temel prensiplerini tanımlamıştır.

Yeşil Kimyanın 12 Temel Prensibi

1. Atıkları önleme: Atık oluştuktan sonra onu temizlemek, ya da ortadan kaldırmaya çalışmak yerine en başından atık oluşumu meydana gelmeyecek şekilde kimyasal süreçlerin tasarlanmasıdır.

2. Atom ekonomisi: Son ürün maddesinin, süreçte kullanılan tüm materyalleri maksimum seviyede içereceği sentetik yöntemler tasarlanmasıdır.

3. Daha az zararlı kimyasal sentezler: Çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde uygulanabilecek en uygun sentezleme yöntemini kullanmaktır.

4. Daha güvenli kimyasalların tasarımı: Kimyasalların üretimi esnasında toksisiteleri yok edilirken verimliliklerinin korunmasıdır.

5. Daha güvenli çözücüler ve yardımcı maddeler: Çözücüler, ayırma ajanları veya yardımcı kimyasallar kullanılmamalı, kullanılması gerekiyorsa da tehlikesiz olanları kullanılmalıdır.

6.  Enerji verimliliğinin tasarımı: Enerji gereksinimi çevresel ve ekonomik etkilere göre belirlenmeli ve bunlar minimuma indirilmelidir. Eğer mümkünse, sentetik metotlar uygun sıcaklık (25 oC)  ve atmosferik basınçta (1 atm) uygulanmalıdır.

7. Yenilenebilir kaynakların kullanımı: Hammaddeler ya da doğal kaynaklar teknik ve ekonomik açıdan tercihen yenilenebilir olmalıdır.

8.  Ara ürünleri azaltma: Mümkünse geçici modifikasyonlardan, engelleme ve koruma gruplarının kullanımından kaçınılmalıdır. Çünkü, bu tür uygulamalarda fazladan reaktif kullanılır ve fazladan atık üretilir.

9. Katalizörlerin kullanımı: Katalizörler küçük miktarlarda birçok kez kullanılabilmektedir. Stokiyometrik reaktifler ise büyük miktarlarda ve sadece bir kez kullanılır.

10. Degredasyon dizaynı: Kullanıldıktan sonra tehlikesiz maddelere bozunabilen ve doğada birikmeyen kimyasalların ve ürünlerin tasarlanmasıdır.

11. Kirliliği önlemek için gerçek zamanlı analiz: Analitik yöntemler daha da ileri boyutta geliştirilerek zararlı maddelerin oluşumu öncesinde gerçek zamanlı, süreç içi gözlem ve kontrole olanak verilmelidir.

12. Kazaları önlemek için güvenli kimya: Kimyasal süreçte kullanılan kimyasal maddeler ve maddenin biçimi, patlama ve yangın dahil olmak üzere kimyasal kaza olasılığını en aza indirmek için seçilmelidir.

Yeşil kimya endüstrisine katkılarıyla 2005 Nobel Kimya Ödülü’nü, Y. Chauvin, R. Grubbs ve R. Schrock ‘organik sentezde çifte ayrıştırma yöntemlerini geliştirme’ çalışmaları ile; 2018 Nobel Kimya Ödülü’nü F. H. Arnold, G. P. Smith ve G. P. Winter ‘evrim biyolojisine dair çalışmaları’ ile kazanmışlardır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here