Yıl 1986, Nisan ayında güzel bir bahar akşamı.

Sovyetler birliğine bağlı Pripyat kenti yakınlarında elektrik üretimi için kurulan nükleer santral gece vardiyasına geçmek üzere hazırlanıyor.  Anatoly Dyatlov bu gece vardiyasında başmühendis olarak görev alacağı ve günler öncesinden toplantılarına katıldığı deneyin prosedürlerini son kez inceliyor.

Teknikerler ve mühendisler kontrol odasına gelmeye başlayana kadar reaktör gücünün bir gün öncesinden yarıya düşürüldüğünden emin oluyor. Kadrosu tamamlandığında ise bu gece yapacakları deneyi anlatmaya başlıyor. Bütün ekibinin gözlerine dikkatle bakıyor, sanki deneyin sonuçlarını önceden kestirir gibi bir korku var içinde. Yazılı adımları yardımcı mühendis Aleksandr Akimov ve mühendisin teknikerlerine teker teker anlatıyor. Deneyin merakla gözlenmek istenen amacı ise beklenmeyen bir durumda reaktörün durması halinde buhar tribünlerinin güvenli bir biçimde ne kadar süre daha çalışacağını görmek.  

Yardımcı mühendis Akimov okunan adımlar karşısında meslek hayatının şokunu yaşıyor ve deneyi yapmamanın canlı canlı ölüme gitmek olduğunu açıkça bildiriyor. Baş Mühendis Dyatlov birazda üstlerinden gelen baskınında etkisi ile deneyi yapmakta sonuna kadar ısrarcı bir biçimde Akimov’a meydan okuyor. Akimov bu deneyi yapmayacağını ve teknikerlerine de yaptırmayacağını söylüyor bunun sebebi ise reaktörün durması halinde güvenlik sistemlerinin de bağlantısının kesileceğini ve dolayısı ile buhar dolaşımının duracağını bilmesi. Dyatlov onu işsiz bırakmakla tehdit edince deneyi zorda olsa yapmaya başlıyorlar.

Akimov’un ön görüsü gerçekleşiyor durdurulan reaktör ve dolayısı ile dolaşımı kesilen buhar kararlılık halini bozuyor. Reaktör odalarını kontrol eden mühendis üzerinde gezindiği tonlarca ağırlıkta kapağın titremeye başladığını hissediyor. İlerleyen saniyelerde Akimov daha fazla dayanamayıp reaktörü tamamen yeniden başlatmak ve bu berbat deneye son vermek için acil kırmızı düğmeye basıyor fakat artık çok geç.

Gücü düşürülmeye çalışılan reaktör daha da hızlanıyor. Kontrol çubukları önce fırlamaya hazırlanıyor daha sonrada kırmızı düğmenin etkisi ile sıkışıp kalıyor bu santrali felakete sürükleyen olay oluyor. Dyatlov hala dünyayı yerinden sarsacak felaketin burnunun dibinde durduğundan bir haber teknikerlere kükrüyor.  Üst katta kazanlar kaynarken alt katı sıcak su kaplıyor Dyatlov hemen Akimov’u ve bir teknikeri olaya müdahale etmesi için yolluyor. Ardından büyük bir gürültü ve sarsıntı… Belki defalarca inkâr edilecek, devlet yöneticileri tarafından yalanlanacak ve saklanacak Sovyetler birliğinin yüz karası olarak anılacak o şey gerçekleşiyor ‘’Reaktör infilak ediyor ‘’ ve tabi beraberinde ölçülemeyecek derecede büyük bir miktar radyasyonla birlikte.

Çekirdeğin patlaması yani uranyumun bozulmasından ortaya çıkan çok çok yüksek derecede radyasyon ilk etkilerini olayı gözlemlemek için giden Akimov ve teknikerlerde gösteriyor. Grafit parçaları gökyüzünü kaplıyor ve sonrası her yerin kızıla boyandığı bir cehennem. Mühendisler ve teknikerler bu işin bir çıkmaza girdiğini nihayet fark ediyorlar ve santral müdürü Viktor Bryukhanov ‘a haber veriyorlar. Bryukhanov deneyin yapılmasında başta hiçbir sakınca görmeyen hatta gücün düşürülmesi için Dyatlov’a talimatı veren isim olarak tarihe geçiyor.

Gece vakti olanlardan habersiz telefonla uyandırılınca başından beri yanlış yaptıklarının farkına varıyor. Santrale geldiğinde acil durum çanları çalıyor. Hemen bir toplantı düzenliyorlar toplantıda Mikhail Gorbachev devlet başkanı olarak yerini alırken yardımcısı Boris Shcherbina ‘da katılım sağlıyor. Başkan ve yardımcısı toplantı sonunda Valery Legasov, Kurchatov Atom Enerjisi Enstitüsü’nün başkan yardımcısı olayı incelemek ve gerekli önlemleri almak üzere santrale atıyor bununla birlikte başkan ve yardımcı heyeti olayın ciddiyetine varmamakla birlikte olayı dünyaya duyurmadıkları gibi vatandaşlarını da korumak adına herhangi bir önlem alma gereği duymuyorlar. Valery Legasov göreve başladığı andan itibaren işin ciddiyetinin farkında derhal santralin etrafında radyasyon miktarının ölçülmesini sağlıyor. Farklı parametreler aracılığı ile ölçülen radyasyon her bir ölçekte en yüksek değeri gösteriyor. Valery Legasov yardımcı heyete şehrin maruz kaldığı radyasyonun 2.Dünya savaşında kullanılan atom bombasından milyonlarca kat daha yüksek bir değerde olduğunu anlatıyor. Yardımcı heyet nihayet olayın ciddiyetine varıyor ve şehre boşaltma kararı çıkartıyorlar.

Dünya kamuoyuna olayın farklı yansıtılmaması için boşaltmanın yalnızca 3 günlük olduğu durumun küçük çaplı bir tedbir olduğu söyleniyor. Halktan bir daha evlerine dönemiyor. Yardımcı heyet ve Valery Legasov patlayan reaktörün üzerinin temizlenmesinin ve ardından kapatılması için çalışmalara başlıyor. Önce uzayı keşif için kullanılan Sovyetler birliği robotları kullanılıyor fakat bu durum başarısız sonuçlanıyor. Valery Legasov ve yardımcı heyet tüyleri ürperten bir karar alıyor.

Gönüllü 300 erkekten oluşan bir grup bu işi halletmesi için görevlendiriliyor. Her birisi çatıda yalnızca 90 saniye kalmak koşulu ile toplanan bu biyorobotlar temizleme işleminden kısa bir süre sonra yaşamlarını yitiriyorlar. Kalan parçalar temizlendikten ve reaktörün üzeri kaplama ile kapatıldıktan sonra şehirde imha başlıyor. Nefes alan ne varsa yok ediliyor. Radyasyonun elini sürdüğü her şey, inekler, köpekler, kuşlar, ayılar, yaşama dair ne varsa kurşuna diziliyor. Son bulan yaşamlarla ve üzeri kapanan reaktörle iş bitmiş gibi dursa da radyasyon onu kovalayanlardan daha hızlı koşuyor çoktan suya, toprağa ve havaya karışıyor. Artık olayla hiç ilgisi olmayan diyarlarla, dünyanın başka yerleri ile bu aracı elementler sayesinde tanışıyor. Öyle ki ülkemizin hırçın suları Karadeniz kıyılarına kadar yanaşıyor.

Bu olay Dünya da görülen çeşitli kanser vakasının sebeplerinin altında yatmaktadır.

Olayın en başına dönecek olursak tipik bir nükleer santral uranyumun kararlılığının bozulması ve fisyonu gerçekleşir. Fisyon neticesinde ortaya kontrol edilmesi oldukça güç bir enerji çıkar. Ortaya çıkan enerji, suyu çok yüksek sıcaklıklarda buharlaştıracak kadar güçlüdür. Buharlaştırılan su buharı türbindeki kanatlara çarparak türbin şaftını döndürür ve jeneratörün elektrik enerjisi üretmesini sağlar. Üretilen enerji iletim hatlarıyla trafolara yönlendirilir. Türbinde kullanılan sıcaklığı ve basıncı düşmüş su buharı tekrar yoğunlaştırılıp bir döngü halinde tekrar kullanılır. Bundan dolayı nükleer santraller deniz, göl, nehir gibi yapıların olduğu yerlere inşa edilirler. Yüksek enerjiyi kontrol etmek için kontrol çubukları da santralin bünyesinde kullanılır. Bu yüksek enerji kontrol edilemezse Çernobil gibi vakalar tarihte kaçınılmazdır. Enerji verimliliği oldukça yüksek ve maliyeti düşük olsa da tehlikeli atıkların ve meydana gelebilecek kazaların sonuçları hem doğa hem de insanoğlu için çok yıkıcı olmaktadır. İnsanoğlu atalarından miras aldığı genler ve çevre faktörünü korumak için her zaman en masum yol olan yenilenebilir enerji kaynaklarını teknoloji ile birleştirip güçlendirerek kullanmalı ve bu gibi vakalara olanak vermemelidir.

Çernobil tüm dönemler boyunca enerjinin en zararsız yollarla kullanılması gerektiğinin kanıtıdır.

 

Leave a Reply