Ana sayfa Kimyagerler BİLİME ADANAN BİR ÖMÜR : Marie Curie

BİLİME ADANAN BİR ÖMÜR : Marie Curie

Bilim ve kadının gücünü bir kere daha hatırlamak ister misiniz?

48
0
PAYLAŞ

7 Kasım 1867 ‘de Polonya’nın Varşova kentinde dünyaya gelir. Sofia, Hela, Bronya adında 3 kız kardeşi daha vardır. Ailesi ile birlikte annesinin müdirelik yaptığı kız yurdunda kalıyorlardır. Babası Varşova lisesinde matematik ve fizik öğrenimi veriyordur.

Marie’nin merakı ve küçük yaşlardan itibaren bilime olan sevgisi bir tesadüf değildir. 9 yaşına geldiğinde hayatın ilk darbesini yer. Önce kız kardeşi Sofia ardından annesi veremden ölür. Ölümün soğuk yüzü ile erken tanışmıştır. Bu olay onu derinden etkilese de yılmaz, pes etmez. Öğrenimine Polonya’da devam eder. Bir süre sonra teknik eğitim alması gerekir. Marie akademik hayatının ilk yokuşunu bu esnada tırmanacaktır. O dönemde ülkesinde kız çocuklarına teknik eğitim verilmiyordur. Yetim kalmak yetmiyormuş gibi bir de gurbet acısı eklenecektir. Önce ablası Bronya’nın üniversite eğitimi için çeşitli işlerde çalışır. Bronya Sorbonne’da tıp eğitimini tamamlayınca sıra Marie’ye gelir. Marie matematik ve fizik eğitimi için Paris’e gider. Fizik eğitimini 1,5 yıl gibi kısa bir sürede birincilik ile bitirir. Çoğu akademik çevrelerle tanışma ve  laboratuvarlarda çalışma fırsatı yakalamıştır.Ardından matematik eğitimini de tamamlayarak fizik diplomasının yanına matematiği de ekler. Ne var ki yoksulluk ve sefalet peşlerini bırakmamıştır. Bu sebepten bir süre öğretmenlik yapar. O yılın baharında kendi kurdukları  laboratuvarda pieozoelektrik olayı keşfeden kardeşlerle tanışır. ‘’Jacques ve Pierre Curie’’. Bu olay Marie için bir dönüm noktası olmuştur. Marie ve Pierre’nin çalışmaları onları birbirine yakınlaştırmıştır ve iş ilişkisini bir anda aşk ilişkisine döner. ‘’Çalışmalarımız bizi birbirimize yakınlaştırdı. Sonunda ikimiz de birbirimizden daha iyi daha iyi bir hayat arkadaşı bulamayacağımıza ikna olmuştuk’diye bahseder evliliği için Marie. 1895 yılında hayatlarını birleştirirler. Evlilikleri iki bilim insanı içinde verimliliği artırıcı bir yönde etki yaratır.  Laboratuvar çalışmaları bu dönemde büyük hız kazanmıştır. Yıl 1898 yılına geldiğinde Marie uranyumun radyoaktif bozulmasından elde ettiği radyoaktif element polonyumu keşfettiğini Fransız Bilimler akademisine altında yalnızca kendi imzasını taşıyan bir notla bildirmiştir. Bu durum bilim camiasında büyük yankı oluşturur. Marie erkek egemenliği altına girmiş bilime başkaldırıyor, onu yalnızca eşinin asistanı gibi gören tüm insanlara meydan okuyor ‘’Bende varım’’ demenin bir farklı şeklini gösteriyordur. Ayrıca element Marie’nin yüreğinin bir köşesinde özlemini çektiği vatan toprağının adını taşıyordur. Aynı sene birkaç ay sonra doğal radyoaktif element radyumu bulduklarını duyururlar. Yıl 1904 ‘e geldiğinde Marie doktorasını tamamlar ve Nobel Fizik ödülüne Henry Becquerel ve Pierre Curie ortak aday gösterilir. Çalışmaları birlikte yürüttükleri Madam Curie’nin adı dahi geçmemektedir. Nobel adayı aynı zamanda eşi Pierre bu durumu şiddetle protesto eder. Nobel komitesi kararı yenileyerek ödülü üçlüye verir: Henry, Pierre, Marie… Tarihe, zorlukları aşarak, vazgeçmeyerek, adını altın harflerle ‘’İLK NOBEL ÖDÜLÜ ALAN KADIN’’ olarak yazdırır Marie. Yıllar geçse de ilklerin kadını olmaya devam eder. 1906 ‘da kocası elim bir kazada vefat ettiğinde onun üniversitesinde profesörlüğe atanır. Tarihin o çevredeki ilk kadın profesörüdür.

1911 yılında ise radyum ve polonyumun keşfindeki katkılarından dolayı Nobel Kimya ödülüne layık görülür. O zamana kadar 2 Nobel ödülüne sahip tek kişi olur. Ve günümüzde de 2 Nobel ödülüne sahip tek kadındır. Dimdik duruşu ile Belçika’da düzenlenen dönemin tüm parlak zekâlarının toplandığı Solvay Konferansında defalarca tek bilim kadını olarak yerini alır. Hayatını bilim yoluna feda etmekten korkmayacak kadar cesur bir kadındır Marie Curie. ‘’ Hayatta korkulacak hiçbir şey yoktur. Sadece anlaşılacak şeyler vardır. Şimdi, anlamak zamanıdır. Böylelikle daha az sayıda şeyden korkabiliriz.’’ Der bir röportajında. Hayatı boyunca korkmadan müthiş bir merak ve heyecanla anlamaya çalıştığı radyoaktivite 1934 yılında kan kanserinden vefat etmesine sebep olur. Defterleri radyoaktiviteye maruz kaldığı için kurşun kaplama ile saklanmaktadır. Marie aramızdan ayrılmış olsa da kadına her daim yol gösterici olmuş, ölümü ile bilim dünyasında ona ayrılan mumu söndürürken gelecek nesillere hiç sönmeyen bir meşale bırakmıştır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here