Ana sayfa Kimya Kimyasal Savaş: Böcek öldürücü

Kimyasal Savaş: Böcek öldürücü

32
0
PAYLAŞ
  • Topsuz, tüfeksiz, sessiz bir savaş bu. Çoğumuz farkında bile değil onun sürüp gittiğinin. Olumlu ve olumsuz yönleri ile kimyasal savaş 20. Yüzyılın özelliklerinden biri artık. Onun yöntemleri ile yılda en az 200 milyon insanın yiyeceğini yok eden, çalan mantarlarla, küflerle, farelerle savaşıyoruz; ama gene onun yöntemleri ile düşman bellediğimiz insanları yakıyoruz, ormanlarını öldürüyor, sularını zehirliyoruz. Kimyasal savaşın olumsuz uygulamalarını gazetelerden sık sık okumak zorunda kalıyor olmak kuşkusuz sizi çok üzüyordur, bu nedenle biz size kısaca bu savaşın olumlu uygulamalarından söz edelim.
  • Latince’ de ‘cide’ (sit) eki öldürücü anlamını taşır. Kimyacıların tarım ekonomisi geliştirmek için yaptıkları insektisitler böcekleri, zoositler kemirici hayvanları, herbistler otları öldürerek her yıl yüzlerce ton kullanılıyor ve yaşamımızı olumlu yönde etkiliyor. Ancak insanlık ‘azı karar çoğu zarar’ ilkesini yine unuttuğundan olacak tarım ilaçlarını bilinçsizce ve gereğinden çok kullanarak bu kez onların getirdiği bir kirlenme ile de uğraşmak zorunda kaldı. Boşuna dememişler ‘cehenneme giden yol iyi niyet taşları ile örülmüştür. ‘diye.
  • İkinci Dünya Savaşı’na dek tarımsal zararlılara karşı arsenik, kükürt, bakır, flor gibi daha çok inorganik zehirli maddelerle savaşılırdı; ancak bunların insan ve besi hayvanlarına olan zararlarından da hep korkulurdu. Kırklı yıllarda organik kimyasal maddelerin geliştirilmesi ile aynı koruyucu etkiyi çok daha az zararlı (zehirli) maddelerle sağlayabilmek başarıldı. Bu alanda ilk büyük başarı dünyada sıtma hastalığının kökünü –neredeyse- kazıyan DDT ile kazanıldı. Ama aynı DDT’nin çevre kirlenmesine yol açtığını ancak 20 yıl sonra fark etti insanlar, 30 yıl sonra ise onu yasakladılar dünyanın pek çok ülkesinde.
  • Faraday 1825’ te benzenhekzaflorürü (BHC) bulduğunda o yalnızca ilginç bir aromatik madde idi. 1935’ ten bu yana en çok kullanılan böcek öldürücülerden birisi. Organik fosforlu maddelerden ise daha etkin böcek öldürücü yapılıyor. Ama 1960’ lardan bu yana gelişen çevre koruma bilinci ölçüsüzce kullanılan bu ilaçların yalnızca istenmeyen böcekleri değil toprak ve bitki yaşamı için gerekli diğer mikroorganizmaları da öldürdüğünü bize öğretti. Onları gene kullanıyoruz, ama insanların yeni savaşım yöntemleri bulması gerekiyor, örneğin her canlının doğal düşmanını kullanarak sürdürülen biyolojik savaş gibi.
  • Kimyasal savaşın bir başka cephesi de zararlı otlar. Yapay gübre olarak kullandığımız süperfosfatlar ve potasyum sülfat aynı zamanda yabani otların büyümesini yavaşlatır. Günümüzde ot öldürücülerin tamamı yapay organik maddelerdir. Magnezyum klorat ( MgCl2) ve kalsiyum siyanamid (CaCN2) gibi maddeler de yaprak dökücü olarak, özellikle pamuk tarımında, çok kullanılırlar.
  • Kimyasal savaşta yıllardır amaçlanan başka çözüm yolu ise bitkilerin ve hayvanların zararlılara karşı özdirençlerini arttırmaktadır. Öyle bir madde bitkinin gövdesine konulsun ki ona zarar vermediği halde ona gelen tüm böcekleri öldürsün. Bir tür aşı gibi… Bu da başarıldı, ama bu çok önemli sorunu da birlikte getirerek: Bitkilerde uyum içinde yaşayan, birlikte var olan böcekler ölürse doğanın dengesi ne olur? Bitkilerin hızlı büyümesini ve olgunlaşmasını sağlayan oksin türü yapay maddeler aynı zamanda onların direncini arttırıp uzun süre canlı kalmalarını sağlıyorlar. Son on yılda teknisyenler bitkilere aynı direnci gen aktarımı yolu ile kazandırdığı dirençten daha iyi olduğu kuşkusuz ama 1950’ li yılların harika ilacı DDT’NİN başına gelenlerin X yada Y genlerinin başına gelmeyeceğini kim şimdiden söyleyebilir ki?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here