Bilinen tarih boyunca kanser insan ve hayvanlarda sık görülen bir problem olmuştur. Bu hakkında bilinen en eski kayıtlar MÖ 3000 yılına kadar uzanmaktadır. Kanser kelimesi Latince yengeç anlamına gelen “canker’’ veya ‘’carcinos’’ kelimelerinden türemiştir. Tümör terimi ilk defa ilk defa MÖ 3. yüzyılda tümörün etrafındaki şişmiş damarları bir yengecin bacaklarına benzettiği için Hipokrat tarafından kullanılmış, Yunan doktor Galen ise şişme anlamına gelen “oncos” terimini kullanmıştır.

Peki, kanser nedir? Özetle , bir organizmadaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde bölünmesi, çoğalması ve birikmesidir. Tek bir organı etkileyebildiği gibi uzaktaki organlara da yayılarak etkisini gösterebilir. Her ne kadar bazı standartlar belirlenmiş olsa da her kanser türüne özgü olarak farklı yaklaşımlar ve tedaviler uygulanmaktadır. Her insanın farklı bir DNA’ya sahip olması oyunun kuralını değiştiren en büyük etmendir.

Peki Bunu Önleme Şansımız Var mıdır?

Kanser gelişiminin kimyasal bileşiklerle önlenmesi chemoprevention (kimyasal koruma) olarak tanımlanmaktadır. Chemoprevention, karsinojenlerin neden olduğu DNA hasarının önlenmesinde etkilidir. Kimyasal koruma bir ya da daha fazla sayıda kimyasal bileşiğin, ilaç olarak veya diyetle alınmasıyla kanser gelişiminin engellenmesi anlamındadır ve giderek artan bir biçimde önem kazanmaktadır. Bu amaçla kullanılan kimyasal bileşikler ya sentetik olarak elde edilirler ya da diyetteki yiyeceklerle doğal yollardan alınırlar. Diyetle alınan bileşiklerin bir kısmı koruyucu etkilerini kanser gelişiminde önemli rolü olan hücre içi sinyal ileti yollarını düzenleyerek yapar.

Kanseri Doğal Yollardan Etkileyen Bileşikler

Polifenoller ve flavonoitler

Polifenollerin tamamlayıcı tıp uygulamalarında yaygın kullanımı vardır. Bitkisel kimyasalların önemli bir grubunu oluşturan bu bileşikler, bitkilerin köklerinde, sebzelerde, meyvelerde ve çay, kahve, kakao, şarap gibi bitkisel ürünlerde yüksek miktarlarda bulunurlar.

Flavonoitler, polifenollerin en büyük grubu olup bitkilerdeki kırmızı, mavi ve sarı pigmentleri oluştururlar. Başlıca flavonoit kaynakları elma, portakal, limon gibi meyveler ile soğan, patates ve karnabahar gibi sebzelerdir. Ayrıca, kahve ve cay gibi bitkisel kaynaklı içeceklerde de bulunurlar. Flavonoitler güçlü anti-kanser ajanlardır. Yapılan epidemiyolojik çalışmalar, flavonoit içerikli diyetle beslenmenin kansere yakalanma riskini düşürdüğünü vurgulamaktadır.

İlgili resim
Flavonoidlerin temel halka yapısı
Kurkumin

Asya ülkelerinde yaygın olarak kullanılan bir baharatın bileşiminde bulunan ve zerdeçal (Curcuma longa) bitkisinden izole edilen sarı renkli bir bileşiktir. Kurkumin üzerine son 30-40 yılda çok sayıda bilimsel çalışma yapılmış ve özellikle anti-inflamatuar ve anti-kanser etkileri üzerinde durulmuştur. Yapılan çalışmalar, kurkuminin pek çok farklı tipte kanser tedavisinde kullanılabileceğini göstermekte ve bir antikanser madde olarak kullanımı için ümit vermektedir. Kanser hastalarında kullanımının güvenli ve etkili olduğu belirtilen kurkumin ile 65’den fazla klinik araştırma gerçekleştirilmiş olup halen 35 klinik araştırma da yürütülmektedir.

Kurkuminin yapısı
Kuersetin

Kuersetin bitkilerde, özellikle sebze ve meyvelerde yüksek miktarda bulunan flavonoittir. Başta turpgiller, üzüm, elma, domates ve yaban mersini olmak üzere birçok besinde değişik miktarlarda bulunmaktadır. Yüksek miktarda kuersetin içeren bitkilerin başında soğan gelmektedir. Kuersetinin antioksidan, anti-inflamatuar, antiproliferatif, proapoptotik ve antianjiogenik olmak üzere birçok farklı biyolojik aktiviteye sahip olması, onun doğal bir kanser önleyici ajan olarak değerlendirilebileceğini düşündürmektedir. Bu özellikleri nedeniyle diğer anti-kanser ajanlarla kombine tedavide kullanılması önerilmektedir.

flavonoid yapısı ile ilgili görsel sonucu
Kuersetinin yapısı
Karotenoidler

Karotenoidler içinde en çok bilineni β-karotendir. β-Karoten birçok meyve ve sebzenin yapısında bulunur. β-Karoten organizmada A vitaminine (retinol) dönüştüğü için provitamin A olarak da bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda, fazla tüketiminin akciğer kanserini önlediği görülmüştür.

β-karotenin yapısı
Glukosinolatlar

Glukosinolatlar genellikle Brassica (Cruciferae) familyasındaki bitkilerde (lahana, brüksel lahanası, brokoli, tere, turp, karnabahar, kolza, hardal vb.) yer alır. Dünya Kanser Araştırma Fonu, Cruciferous sebzeleri ile zengin bir diyetle beslenmenin özellikle kolon, rektum, tiroid, akciğer, pankreas, prostat, deri, mide kanserlerine karşı koruyucu etkisi olduğunu bildirmiştir.

Glukosinolatın yapısı

SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİZ

Kaynaklar:

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/233684

https://www.journalagent.com/bsbd/pdfs/BSBD-93823-REVIEW-BAYKARA.pdf

https://www.turkiyeklinikleri.com/article/en-antimutajenler-ve-antikarsinojenler-kanser-gelisiminin-kimyasal-bilesiklerle-onlenmesi-45866.html

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/77872

Leave a Reply