Ana sayfa Kimya Elementleri Tanıyalım: Hayatımız Demir

Elementleri Tanıyalım: Hayatımız Demir

Demiri kullanmadığımız hiçbir alan yok. Gelin onu yakından tanıyalım.

40
0
PAYLAŞ

Demir yer kabuğunda en çok bulunan 4. elementtir. Periyodik cetvelde Fe ile gösterilir ve atom numarası 26’dır. Günlük kullanımının yanında biyolojik sistemimiz için önem arz eden bir elementtir.

Isı ve elektriği iyi iletmesi, kolay şekil verilebilmesi sebebiyle çok büyük kullanım talebi vardır. Demirin en kötü yüzü ise çok çabuk reaksiyona girmesi sonucu korozyona, aşınmaya çok meyilli olmasıdır. Bu sebepten ötürü demirden yapılan malzeme ucuz ve ulaşımı kolay ancak ömrü kısadır.

Demirin katı yapısında boşluklar vardır. Bu boşluklar karbon ile doldurulmuştur. Boşlukların dolması ile yapı daha sağlam bir hale gelmiştir ve reaksiyona girme durumu minimuma indirilmiştir. Oluşan bu yeni yapı bugün çelik olarak bilinmektedir. Çelik ile birlikte demirin kullanım ömrü ve kalitesi artmıştır.

Hemoglobin

Sağlık ve Demir

Demirin biyolojik sistemlerde çok önemli bir rolü vardır. Demir kana kırmızı rengini veren ve kanda oksijen taşıyan hücrelerin ve enzimlerin yapısında bulunur. Kanın kokusu diye bildiğimiz koku demir kokusudur. Demirin vücuttaki günlük ihtiyacı 8-10 gramdır. Birçok besin demir kaynağıdır. Bitkiler demiri topraktan, hayvan ve insan organizması da bitkilerden alır. Demir içeren en iyi besi kaynakları karaciğer, böbrek, sakatat, istiridye, yumurtanı sarısı, ıspanak, fasulye, buğday, yulaf, hurma, ceviz ve pekmezdir. Doğru tüketim ile bu besinler alındığında vücudun demir ihtiyacı karşılanır.

Demir eksikliği

Vücudumuza oksijen, vitamin, mineral, protein, karbonhidratlar yani özetle yaşamamızı sağlayan vücudumuzun enerji kaynağı olan şeyler kan ile taşınır. Kanda meydana herhangi bir farklılık bağışıklık sistemimiz zayıflamasına sebep olur. Demir kanın yapısında bulunduğundan dolayı herhangi bir eksikliğinde anemi adı verilen yani kansızlık olarak bilinen hastalık ortaya çıkar. Demir eksikliğinin durumuna göre yiyecekle bu eksiklik giderilir. Eğer yiyecek ile giderilemeyecek kadar demir eksikliği var ise ilaç tedavisine başlanır. Bu işlemlerin hepsine doktor karar vermelidir.

Demir eksikliği belirtileri

Baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, üşüme, ciltte belirgin bir solgunluk, vücutta güçsüzlük ve sürekli uyuma isteği, ellerde ve ayaklarda uyuşma, unutkanlık, kulakların uğuldaması, tırnakların çabuk kırılması ve saçların dökülmesi. Bu belirtiler demir eksikliğinin durumuna göre farklılık gösterebilir. Hepsi aynı anda da belirebilir ya da bir tanesi bile olabilir. Bu belirtiler görüldüğünde doktora başvurulmalıdır. Çünkü en başından fark edilirse ilaç tedavisine gerek kalmadan yiyecek ile bu eksiklik giderilebilir.

Hastanede kan sonuçlarında demir

Kan tahlillerinde birçok testte demire bakılır. Hemogram yani tam kan sayımı tahlilidir. Demir eksikliğinden şüphelenildiğinde ilk bu test istenir. Bu test kandaki hemoglobini, eritrositleri sayar. Yani dolaylı yoldan demiri sayar. Çünkü bu yapılarda demir bulunmaktadır.

Demir düzeyi testi: bu test sadece demir eksikliğini ölçmek için değil bunun yanında kronik hastalıkların tanısında, geç gebelik, tiroit gibi hastalıkların tanı ve teşhisinde de istenir.

Total demir bağlama kapasitesi: bu test demirin tam olarak vücutta ne kadar bulunduğunu gösterir. Enfeksiyon, ciddi yanıklar, karaciğer sirozu, böbrek hastalıkları ve anemi gibi hastalıklardan şüphelenildiğinde istenir ve net sonuç verir.

Ferritin: bu test vücutta ne kadar demir depolandığında gösterir. Vücudun günlük kullandığı bir demir miktarı vardır. Ama olası herhangi bir rahatsızlık durumunun önüne geçmek için vücut demir depolar. Ferritin olarak adlandırılan bu depoda demir olması gerekende az ise kişi ciddi anlamda demir eksikliği çeker. Ve bu da beraberinde ciddi rahatsızlar meydana getirir.

Demir vücutta fazla olursa ne olur?

Demirin fazlası zehir etkisi yapar. Demirin vücuda fazla alınması durumunda demir vücudumuzdaki peroksitlerle reaksiyona girer ve serbest radikaller oluşturur. Serbest radikaller vücutta istenmeyen yapılardır. Demirin fazlası vücuttan atılamaz. Vücudun bu şekilde bir fizyolojisi yoktur. Bu sebepten ötürü demirin fazlası kan dolaşımda gezer ve organların hücrelerine zarar vermeye başlar. Bu zararlar organ yetmezliği, tümör ve kanser ile sonuçlanabilir.

Soma faciası ve hayat kurtaran demir

Karbon monoksit zehirlenmesinde aslında bir zehirlenme değil boğulma gerçekleşir. CO (karbon monoksit) yapı olarak bu şekilde kalmak istemez. Karbonun 4 bağ yapma isteğinden dolayı CO2 (karbon dioksit ) yapısı haline dönüşmek ister. Kömürün tam yanamaması ya da aşırı dumana maruz kaldığımızda karbon monoksit, karbon dioksit yapısına geçmek için gerekli oksijeni bizim almamız gereken oksijenden sağlar. Bunu da kanımızdaki oksijenden sağlar. Demirin buradaki rolü ise şudur: demir oksijeni kendisine bağlayarak taşır. Soma’da ki maden kazasında bir maden işçisi demiri ısırarak hayatta kalmıştır. Onun demiri ısırması ile karbon monoksit bu demirle temasa geçmiştir ve vücuttaki oksijene ulaşamamıştır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here