Ana sayfa Kimya BU SON ŞANSIMIZ MI?

BU SON ŞANSIMIZ MI?

Küresel ısınmanın sorun olduğu aşikar. Peki ya bu durumu avantaja çevirebilirsek?

173
0
PAYLAŞ

Günler geçtikte sürekli karşılaştığımız ‘Son 10 Yılın Felaketi’, ‘Buzullardaki erime son yıllardaki en üst seviyede’, ‘ Küresel ısınma bu şekilde devam ederse denize yakın mega kentler sular altında kalacak’ gibi haberler bizleri tedirgin etmeye ve sürekli karşımıza çıkmaya devam ediyor. Bu ifadeleri yok etmenin en etkili yolu, yine bu etkilere sebep olan insanlardan geçiyor. ‘Sürdürülebilirlik ve Farkındalık’

Var olan kaynakların hızla azalması, ham madde ve doğal olan ürünlerin hızlıca yok oluşu ve artık yaşamsal faaliyetleri etkileyen bir çok etmen bizleri sürdürülebilirlik kavramına yöneltmiştir. Dünya üzerinde yapılan birçok çalışmayla birlikte bu alanda son yapılan bir çalışma dünya üzerinde büyük bir ilgi çekmiştir.

Ölü Balıklar Biyogaz Olarak Kullanılabilir mi?

Dünya üzerinde gün geçtikçe daha da artan küresel ısınma ve yarattığı sonuçlar, özellikle geçtiğimiz son 2 yılda etkisini daha büyük oranda gösteriyor. Bu sonuçlarla birlikte sürdürülebilir yaklaşımlar dünyanın geleceği için bir kurtuluş olarak görülüyor. Bu sürdürülebilir yaklaşımlardan biri de Norveç’te bir şirket tarafından ortaya atıldı. Şirket gemi yakıtı olarak ölü balıklardan elde edilen sıvılaştırılmış biyogaz kullanacak.

Artan nüfus ve sanayileşme ile birlikte fosil yakıt kullanımının artması, ormanların yok olması, endüstriyel prosesler dünyanın geleceğine dair pek olumlu olmayan sonuçlara neden olmaktadır. Sera gazı etkisi ile birlikte olan iklim değişikliği, özellikle son yıllarda dünya üzerindeki denize yakın kentleri tehdit eden buzulların erimesi ile birlikte deniz seviyesinin yükselmesi gibi olaylar, artan hastalıklar bizleri tek iki kavramda buluşmaya zorlamıştır. ‘Sürdürülebilirlik’ ve ‘Farkındalık’.

Peki sürekli karşımıza çıkan bu kavramlar üzerinde gerçekten fikirlerimiz uyuşmak zorunda mıdır?

‘Ben zaten kullandığım suyun parasını ödüyorum. Kimse benden tasarruf yapmamı beklemesin.’ diye düşünenlerden misiniz? Eğer bu düşünceyi gerçekten destekliyorsanız size kötü bir haberimiz var.
DÜNYA YOK OLUYOR.

Gün geçtikte azalan kaynak ve ham maddelerin yerini alacak tek bir kavram mevcut. ‘Sürdürülebilir Alternatif Fikirler’. Özellikle bilim insanlarının son yıllarda araştırma konuları olan bu fikirler gün geçtikçe ümit verici şekilde artıyor. Hidrojen gazı ile çalışan arabalar, güneş enerjisinin daha ön planda olduğu aydınlatma ve ısıtma prosesleri ile çalışmalar bunların başlıca örnekleri arasında. Bu alternatif fikirler arasında öne çıkan bir başka gelişme ise Norveçli bir firmadan geldi. Firma çevreye verilen zararı azaltmak için balık artıklarının çözüm olabileceğini düşünüyor.

Denizlerin ve yağmurların asit oranını büyük oranda arttıran sülfür oksitlerin en önemli kaynaklarından biri gemilerde üretilen yüksek sülfürlü yakıtlar. Uluslararası Denizcilik Organizasyonu bunun önüne geçmek için denizlerde kullanılan yakıtlarda sülfür limitini 2020’de yüzde 0,5 ile sınırlandırma kararı aldı. 2017 yılında Doğa ve Biyoçeşitliliği Koruma Birliği adlı Alman çevre kuruluşu tarafından yayımlanan bir raporda, orta boyutta bir gezi gemisinin günde 100 tondan fazla yakıt tükettiği belirtildi. Bu belirtilen rakam bir milyon adet arabanın bir günde tükettiği yakıta eşdeğer.

Firmanın başkanı Daniel Skjeldam, bir haber ajansı olan AFP’YE şöyle söylüyor: “Diğer insanların sorun olarak gördüğü şeyi, biz kaynak ve çözüm olarak görüyoruz. Biyogazın yolcu gemileri için yakıt şeklinde sunulmasıyla birlikte Hurtigruten, gemilerini fosilsiz yakıtlarla çalıştıran ilk gemi yolculuğu şirketi olacak.” Ve ekliyor “Rakiplerimiz ucuz ve çevreyi kirleten ağır yakıtlar kullanırken bizim gemilerimiz doğanın gücüyle hareket edecek. Biyogaz gemicilikte kullanılabilecek en doğa dostu yakıt ve çevreye büyük avantajlar sağlayacak. Diğer gemi şirketlerinin de bu alanda bizi takip etmesini dileriz.”

Peki nedir bu biyogaz?

Enerji İşleri Genel Müdürlüğünün Tanımına göre:
Organik bazlı atık/artıkların oksijensiz ortamda (anaeorobik) fermantasyonu sonucu ortaya çıkan renksiz – kokusuz, havadan hafif, parlak mavi bir alevle yanan ve bileşiminde organik maddelerin bileşimine bağlı olarak yaklaşık; % 40-70 metan, % 30-60 karbondioksit, % 0-3 hidrojen sülfür ile çok az miktarda azot ve hidrojen bulunan bir gaz karışımdır.

Bu tanımdan burada da yine karbondioksit oluşuyor (fakat geleneksel fosil yakıtlara göre çok daha az).

Bu yaklaşım sürdürülebilir bir anlayış ile okyanuslar arası seyahat eden gemilerin çevreye verdiği etkiyi minimuma indirecek etkili bir yaklaşım olarak görülmektedir. Ancak biyogazın her sisteme uyumlu olmaması bu yaklaşımın en büyük eksikleri arasında.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here