Beyin, yaklaşık 1,5 kg ağırlığında, nöron ve gliya adı verilen yüz miyarlarca hücreden oluşur.  

Her bir hücre saniyede 100 defaya varabilen bir hızla diğer hücrelere elektrik sinyalleri gönderir. Genel olarak tek bir nöron komşu nöronlarla yaklaşık 10.000 bağlantı kurmuş durumdadır.

Beynimiz sinir sistemi adı verilen engin bir kimyasal-elektriksel ağ ile davranışlarımızı, deneyimlerimizi ve düşüncelerimizi kontrol etmektedir.

Alkol, uyuşturucu, sigara, kahve ya da bedensel egzersizler beynin kimyasal karışımlarını değiştirebilir. Narkotik maddeler adını verdiğimiz küçük moleküllerin güçlü etkileri göz önüne alındığında bilinç durumunu ve davranışları nasıl değiştirdiğini göz önüne alalım.  Örneğin kokain ödüllendirici olayları kaydeden özel bir beyin ağıyla etkileşim halindedir. Kokain bu ödül devrelerinin mikroskopik düzeneğiyle anahtar kilit uyumu gösteren kimyasal yapıya sahiptir. Aynı şey bağımlılık yapan dört temel kimyasal sınıfı için de geçerlidir; alkol, nikotin, uyarıcılar (amfetaminler gibi) ve opiyatlar (morfin gibi). Bunların hepsi o ya da bu yoldan ödül devrelerine bağlanır. Kimyasal yapıları, doğal bir nörotransmiterin yapısını taklit ettiği için nöronları aktive edebilir. Bu yapısal benzerlik reseptörleri “aldatır” ve maddelerin sinir hücrelerine kenetlenip onları aktive etmesine izin verir.

Nörotransmiterlerin kimyasal yapıları

Her ne kadar bu maddeler beyin kimyasallarını taklit etseler de, doğal bir nörotransmiterle aynı şekilde sinir hücrelerini aktive etmezler ve ağ örgüsü boyunca anormal mesajların iletilmesine yol açarlar. Bu kimyasallar etkilerini saç teli kalınlığının binde biri ölçeklerde göstererek kullanıcının ödül sistemi yönetimini ele geçirir.

Amfetaminlerin kimyasal yapısı

ÖDÜL SİSTEMİ

Mezolimbik dopamin sistemi (ödül sistemi) olarak bilinen bu nöral devre olumlu sonuçları, onlara kaynak olan davranışlara bağlar.  

Mezolimbik sistem haz alma becerimizi düzenleyen ve kontrol eden bir dizi beyin yapısını birbirine bağlar. Zevk alma, yemek yeme gibi varlığımızı devam ettirmemizde önem taşıyan eylemleri tekrar etme konusunda bizi motive eder. Bu eylemleri gerçekleştirdiğimizde ve ilaç kullanımında limbik sistem aktive olur.

Dopaminin kimyasal yapısı

Dopamin, merkezi sinir sisteminin hormon düzenlemesinde önemli rol oynayan bir kimyasaldır. Haz duygusu ile ilgili olan dopamin ve mutluluk duygusu ile ilgili olan kimyasal serotonin arasında yatay bir ilişki vardır. Dopamin eksikliği aslında ödül eksikliği anlamına gelir. Normal şartlarda beyin sabit seviyede dopamin üretir, dopamin alıcılarının (reseptör) sadece bir bölümü devreye girer. Madde kullananlarda ise, beyinde dopamin üretimi büyük ölçüde artar ve alıcıların tümü devreye girer.

New York’taki Brook Hava Ulusal Laboratuarı’nda beyin mekaniği, görüntüleme yöntemleri ile belirlenmeye çalışılmaktadır. Haz alma sürecinde temel güç olarak dopamin kimyasalı üzerinde durulur. Bu laboratuardan elde edilen bilgilere göre, acı ve hazla ilgili bilginin bir hücreden diğerine sıçraması için bu kimyasal gereklidir. İşte bağımlılarda, bu kimyasalın beyinde üretimi ileri derecede artar. Kişi maddeyi aldığında kendisini çok zinde hisseder ve beyin burada yanılır. Bu yanılmaya karşı kendisini korumaya alan beyin, alıcı sayısını azaltır. Böylece kullanıcının ruh durumu, ilacı almadan önceki ruh durumuna göre daha kötü olur ve bağımlılığa neden olan geribildirim başlar. Dopamin alıcıları sürekli devreden çıktığından dolayı madde kullanıcıları aynı etkiyi yakalamak için sürekli dozu artırırlar (tolerans gelişimi), böylece bağımlılığın ilk adımı atılmış olur.

KAYNAK:

https://www.e-psikiyatri.com/bagimli-misiniz-60226

Leave a Reply